Birçok ebeveyn çocuğunun bağırdığında, vurduğunda, oyuncaklarını fırlattığında ya da birdenbire
içine kapandığında içinden şu soruyu geçirir: “Bunu bilerek mi yapıyor, yoksa bana bir şey mi
anlatmaya çalışıyor?”
Davranışı okumak, ebeveyn için sandığımızdan çok daha zorlayıcıdır. Çünkü ebeveyn hem çocuğunu
korumak ister hem de onun davranışının yanlış bir yere gitmesinden korkar. Bu yüzden çoğu zaman
davranışı “düzeltmeye” odaklanırız. Oysa çocuk davranışı, bir sorun değil; bir mesajdır.

Davranış Bir Mesajdır
Çocuklar henüz karmaşık duygularını kelimelerle anlatabilecek gelişimsel kapasiteye sahip değildir.
Bu yüzden duygularını davranış yoluyla konuşurlar. Bir çocuğun bağırması çoğu zaman “kötü
davranış” değil, taşan bir duygunun dışarı çıkma yoludur.
Davranış, üç temel şeyi yansıtır:
- Duygusal durum
- Gelişimsel kapasite
- Çevresel etki
Aynı davranış iki farklı çocukta iki farklı anlam taşıyabilir. Bu yüzden davranışı bağlamından kopararak
değerlendirmek çocuğu yanlış okumaya neden olur.
Gelişimsel Dönem ve Duygusal Kapasite
3 yaşındaki bir çocuk ile 7 yaşındaki bir çocuğun aynı davranışı göstermesi, aynı şeyi anlatmaz. Çünkü
duyguy tutabilme, erteleyebilme ve söze dökebilme becerileri gelişimle birlikte değişir. Davranışı
değerlendirirken şu soru çok kritiktir:
“Bu çocuk, bu yaşta, bu duyguyu bu kadar tutabilecek kapasitede mi?”
Oyunun Dili Nasıl Okunur?
Çocuk için oyun, konuşmanın başka bir biçimidir. Özellikle tekrarlayan oyun temaları çocuğun iç
dünyasının en güçlü işaretleridir.
Tekrarlayan Oyun Temaları Neyi Gösterir?
- Sürekli kurtarma oyunları → Güvende olma ihtiyacı
- Canavar, polis, silah temaları → Korku ve kontrol ihtiyacı
- Anne–bebek oyunları → Bağlanma ve ayrılma kaygısı
- Yıkıp yapma oyunları → Duygusal boşalma ve düzen kurma çabası
Bir Vaka Örneği
Dört yaşındaki bir çocuk, oyunlarında sürekli “canavar gelip herkesi kaçırıyor” temasını tekrar
ediyordu.
Oyun ilerledikçe canavarın hep “anneyi götürdüğü” görülüyordu.
Aile görüşmelerinde annenin kısa süre önce işe başladığı ortaya çıktı. Çocuk, ayrılık kaygısını oyunda
sahneliyordu. Oyun, çocuğun yaşadığını “oyun diline çevirme” yoludur.
Evde Ebeveynin Kullanabileceği 3 Soru
Davranışı okurken ebeveynin kendine sorabileceği üç temel soru vardır:
- Çocuğum Neyi Anlatmaya Çalışıyor?
Davranışın arkasında çoğu zaman bir ihtiyaç vardır. Görülme, anlaşılma, korunma, dinlenme, yakınlık. - Duygu Nerede Başlıyor?
Davranış genelde son noktadır. Öncesinde bir duygusal yükselme vardır: hayal kırıklığı, korku,
yorgunluk, kıskançlık. - Bu Davranışı Ne Tetikliyor?
Zaman, ortam, kişi, ayrılık, değişim gibi tetikleyiciler davranışı anlamlandırmanın anahtarıdır.
Sık Yapılan Ama İşe Yaramayan Yaklaşımlar
- Aşırı Açıklama: Çocuğa uzun uzun anlatmak çocuğun sinir sistemi regüle olmadan işe yaramaz.
- Çabuk Çözüm Baskısı: “Bir an önce geçsin” baskısı çocuğun duygusunu daha da sıkıştırır.
- Davranışı Durdurmaya Çalışmak: Davranış durdurulabilir ama duygu durdurulamaz. Duygu
duyulmazsa başka bir davranışla geri döner.
Çocuğun davranışını okumak ebeveyn için tek başına taşınması gereken bir yük değildir.
Davranış bir sorun değil, çocuğun iç dünyasından gelen bir mektuptur.
Eğer kendi aileniz için bu mesajları birlikte netleştirmek isterseniz, danışmanlık alabilirsiniz.

